22.03.2018 Views

Evliyalar Ansiklopedisi - Turkiye Gazetesi Yayinlari

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

Fakire; "Neden bizi bıraktın?" deyince, o; "Yaptığım işte ihlâs bulamadım." cevâbını verdi.<br />

Ebû Saîd de; "Ben sana ameli terk et demedim, ihlâsı ara dedim. İşine devâm et ve ihlâsı elde<br />

etmeye çalış." buyurdu.<br />

Kendisi anlatır: Gençliğimde biri bana kötülük yapmak için fırsat arıyor ve beni<br />

sıkıştırıyordu. Ondan hep kaçıyordum. Bir gün çölde giderken beni tâkib ettiğini gördüm.<br />

İçimden; "Allah'ım, bu adamın şerrinden beni koru!" diye duâ ederek yürürken yakınımdaki<br />

kuyunun içine düştüm. Allahü teâlâ o kuyunun içinde beni korudu. Kuyuda; "Yâ Rabbî!<br />

Kudretinle beni bu kuyudan çıkar ve o şahsın şerrinden koru!" diye duâ ettim. Allahü teâlâ<br />

benim kuyudan çıkmamı ihsan etti ve o adamın yanına koydu. Sonra o benden özür diledi ve<br />

"Beni hizmetine kabûl et" dedi. Onun bu teklifinde samîmî olduğunu gördüm. Sonunda<br />

ölünceye kadar, hep benimle oldu.<br />

Evliyâlık hallerinden bahsettiği bir sohbetinde buyurdu ki: "Cenâb-ı Hak kullarından birinin<br />

başına vilâyet tâcını giydireceği zaman, önce ona zikir kapısını açar. Kalbine zikretme tadını<br />

verir. O kul bu tadı tattıktan sonra, zâtına yakınlık kapısını açar. Ünsiyet, yakınlık ve ülfet<br />

(berâberlik) çadırına oturur. Bundan sonra tevhîd kürsüsüne çıkarır. İşte asıl olacaklar<br />

bundan sonra görülmeye başlar.<br />

Hak teâlâ, hakîkî varlığı ona kapayan perdeleri bir bir açar. O, azamet ve celâl sıfatlarıyla<br />

tecelli eder. Bu azamet ve celâl sıfatının tecellîsinden bir kıvılcımına gözü ilişir ilişmez, o kul<br />

benliğini kaybeder. O anda fena hâline erer. Bize göre yokluk olan tam varlık âlemine<br />

kavuşur. Artık o kulun hiç bir varlığı yoktur. Kendisini koruyacak güce de sâhip değildir.<br />

Allahü teâlâ, onu nefis tarafından gelebilecek saldırılardan korur.<br />

İlk defâ tasavvuf yolundaki fenâ ve bekâ makamlarından bahseden Ebû Saîd-i Harrâz<br />

hazretleri fenâ ve bekâ hakkında şöyle buyurdu:<br />

"Fenâ, Hak ile yok olmak, bekâ Hak'la hazır olmaktır."<br />

"Allah'a hakîkaten yakın olmak, kalbi her şeyden arındırıp Hak teâlâ ile huzur bulmasını<br />

temin etmektir."<br />

Ebû Saîd-i Harrâz hazretleri tevhid hakkında buyurdu ki:<br />

Tevhîdin ilk basamağını çıkamayanın öbürlerini geçmesi mümkün değildir. Böyle kimseler<br />

ilâhî hazrete erişemez. Tevhîdin ilk basamağı, bütün eşyâyı kalpten silmektir ve kalbi<br />

tamâmen zât-ı ilâhîye verip, teslim olmaktır.<br />

"İlim seni amele götürür, yakîn ise seni taşır."<br />

Bir gün Ebû Saîd-i Harrâz hazretlerine; "İrfan sâhibi için göz yaşlarının akmadığı bir makam<br />

var mıdır?" diye sordular. Buyurdu ki: "Evet öyle makamlar vardır. Çünkü ağlamak ve<br />

gözyaşı akıtmak ancak yolculuk anlarında olan şeylerdir. İlâhî yakınlığın hakîkatini bulup<br />

vuslat ve kavuşmanın tadını aldıktan sonra göz yaşları diner. Onlarda görülen önceki ağlama,<br />

sızlama halleri kaybolur. İşte bundan dolayı, irfan sâhiplerine; "Göz yaşlarınız akmıyorsa,<br />

zorla akıtmaya çalışınız." buyruldu.<br />

Şâyet onlar için göz yaşlarının dindiği bir makam olmasaydı, böyle bir emirle<br />

karşılaşmazlardı. İrfan sâhipleri öyle bir makâma varırlar ki, göz yaşları diner. Ama onlar<br />

birer rehber, yol gösterici oldukları için onlara uyacaklar vardır. Onlara uyan ilk yolcuya<br />

ağlamak düşer. O uyan kimseler irfan sâhiplerinde göz yaşı göremeyince hiç ağlarlar mı?<br />

İrfan sâhipleri ağlamalıdırlar ki onlar da bakıp ağlasınlar.<br />

Bir gece semâdan inen iki melek, Ebû Saîd-i Harrâz'a gelerek; "Doğruluk nedir?" diye<br />

sordular. O da; "Ahde vefâ etmektir." dedi. "Doğru söyledin." diyen melekler yine semâya<br />

çıktılar.

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!